el işi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
el işi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2012 Çarşamba

Çekiliş var!

Gördüğünüz bu sevimli tebrik kartına sahip olmak için tek yapmanız gereken blogu takip etmek ve bu postun altına yorum bırakmak!

Bol şans (:







4 Ağustos 2012 Cumartesi

Lale işlemeli bozuk para cüzdanı.


Merhaba herkeselere,

Umarım Cumartesi gününüz iyi geçmiştir. Ben evdeydim çoğunda, akşama doğru dolandım biraz sokaklarda. Aklımda birkaç soru var, çözemiyorum, çözemedikçe daha da sıkılıyorum. Her neyse. 
Fotoğrafta gördüğünüz Mirel'in en son bombası  (: Lale işlemeli bozuk para cüzdanı/kesesi. Boyutları 8x8 cm. Çıtçıtları var. Pek sevimli. Bana özel bir tane yapacak, söz verdi. Ancak renkler maalesef belli olmuyor. Üst çizgi turkuaz-çivit mavisi arası bir mavi. Lalenin kendisi bordo-kan kırmızı arası bir kırmızı. Yapraklar ise koyu yeşil.

Ne dersiniz, güzel mi?

Sevgiler.

3 Ağustos 2012 Cuma

Yeni malzemeler aldık.









Bugün Mirel ile, dün blog ve twitter üzerinden gelen güzel yorumların da mutluluğu ile yeni birkaç malzeme almaya çıktık. Neler olduklarından bahsedelim. Birinci ve üçüncü fotoğraftakiler kanaviçe ipliği. Renklerine bayıldık. Sedefli ve hafif parlaklar. İkinci fotoğraf da kanaviçe için ancak onlar daha mat, daha pamuklu. Son fotoğraftakiler ise kurdelalarımız. Birkaç desen daha var ancak onların fotoğrafını çekemedik. Sarı gibi çıkan aslında somon rengi bu arada.  


Bizden şimdilik bu kadar (:

2 Ağustos 2012 Perşembe

Okuyan Kedi'nin kitap ayraçları





Bu Mirel ile hazırladığımız ilk ayraçlardan biri. Kareli defter sayfası sanmayın. Kalın, güzel bir kağıt. Düz kağıt üzerine yapacaklarımız da olacak ancak kırmızı iplik ile kareler bize çok sevimli geldi.


Epey uğraştık açıkçası bunu yapana kadar. Çünkü en ufak bir hatada, istersen işin başında ister sonunda olun, tüm ayracı çöpe atmak zorunda kalıyorsunuz, düzeltme şansı pek yok. 


Desenler, renkler, ebatlar elbette değişecek. Bakalım neler neler çıkacak (:
Siz ne dersiniz?

22 Temmuz 2012 Pazar

Mirel'in kanaviçeleri


Benim bir arkadaşım var. Mirel. Çocukluğumuzdan beri biliriz birbirimizi. Çok severiz çünkü... Çünkü bir sürü sebepten ötürü. Mirel kendimi bildim bileli el sanatlarına, el işlerine, ıvır kıvır zıvıra hem çok yetenekli olmuştur hem de çok severek yapmıştır. Mesleği bu değil. Alakalı da değil. O bir diş hekimi. Ancak ister hobi deyin ister başka bir şey, o sevdiği şeyleri yapmaya devam ediyor. Yapıyor da yapıyor. En çok da kanaviçe yapıyor. Evi doldu taştı. Hediye ediyor, veriyor ancak yine de tükenmiyor. Bana kalırsa bunu birazcık işe çevirebilir çünkü yaptığı şeyler gerçekten çok güzel ve belki de bu bir iş haline gelirse, çok da bayılmadığı diş hekimliğini yapmak zorunda kalmaz.

Ben onu ikna edemiyorum. Belki siz ikna edersiniz diye bu hafta blogda onun yaptığı işlere yer vereceğim. Sizin yorumlarınız gerçekten çok önemli. Bu kızın biraz cesarete ihtiyacı var! Yorumlarınızı, önerilerinizi, tavsiyelerinizi bekliyorum. Bekliyoruz. 

*fotoğraftaki bardak altlığı olacak yakın zamanda. Belki de olmuştur bile, kim bilir!

Teşekkürler (:

6 Temmuz 2012 Cuma

Dikiş nakış işleri.


Dikiş Nakış işleri çok ilginç. Ben seviyorum sanırım. Peki ne zaman başladı bu merak ve nasıl sekteye uğradı? Şöyle ki, okula başlayana kadar dedem ve anneannem ile yaşadım, okula başladıktan sonra da ara tatiller ve yaz tatilleri hep onlarla beraber geçti. Bu boş zamanlarda genelde kitap okurdum ya da el işi bir şeyler bulurdu anneannem bana, onlarla oyalanırdım. Çocukken de hiç öyle çıkayım da sokaklarda koşayım, saklambaç oynayayım gibi isteklerim olmadı. Sessiz sessiz tek başıma, ev içlerinde oyalandım hep. Hal böyle olunca bu el işi işleri, boncuk dizme ile başladı. Başlarda gelişigüzek geçirirken boncukları iplere ya da misinalara, zamanla epey güzel şeyler yaptım. Hala da zaman zaman kendi takılarımı kendim yapıyorum ancak eskisi gibi zaman ayıramıyorum. Sonrasında babamın eve getirdiği kil ile minik heykeller, tabak çanak yapmaya başladım. Ancak evi biraz kirletince, o heves biraz kursağımda kaldı. Resim çizmeyi, boyalarla oynamayı da sevdim. En çok karakalem çizim yapmaktan zevk aldım. Ahşap da boyadım ama bir noktadan sonra o çok ev hanımı işi gibi gelmeye başladı. Gördüğünüz gibi her işe batıp çıkmışım. İyi ki de yapmışım, çok keyifliydi her biri çünkü. Tüm bunların arasında iki şeyi çok sevdim. Kasnak ve kanaviçe. Bilmeyenler vardır, önce açıklasam daha iyi olabilir.

Kasnak, biri diğerinin içine geçebilen iki tahtadan halka. Azıcık daha küçük olan halkayı alıyorsunuz, üstüne nakış işlemek istediğiniz kumaşı koyuyorsunuz, sonrasında da azıcık daha geniş olan halkayı küçük üstüne geçiriyorsunuz. Böylelikle kumaş arada gerilmiş oluyor. Gergin olması, sizin işlemenizi kolaylaştıracaktır. Sonrasında bu gergin kumaşın üstüne kurşun kalemle hafifçe, eğer kumaşınız koyu renk ise, beyaz kalemleri ya da beyaz sabun parçalarını kullanarak istediğiniz deseni, şekli çiziyorsunuz. Sonrasında, tuhafiyecilerde bu iş için özel olarak bulunan ipler ile işlemeye başlıyorsunuz. İp ve işleme teknikleri hakkında detaylı bilgi verecek konumda değilim maalesef. Elbette internette epey kaynak vardır. Ben epey küçüktüm sanırım kasnakta bir şeyler yaptığımda. Hatta epey komik, Harry Potter yazıp onu işlemiştim. Kitap okuma ve dikiş nakış aşkı buluşmuştu yani (:

Kanaviçe ise çok çok güzel bir şey. Bu iş için özel satılan etamin kumaşları vardı kasabada. Bölgeden bölgeye malzemelere berilen isimler değişiklik gösterebilir elbet. İşte bu kareli defter hizasında delikleri olan kumaşa, istediğiniz deseni işleyebilirsiniz, kısmen kasnak işinde kullanılan ipliklerin daha kalınından kullanarak. Masa örtüleri, çantalar ve daha neler neler yapılabilir.

Bu kısa bilgilerden sonra gelelim benim son zamanlarda artan dikiş nakış merakıma. Bir süredir kulağıma çalınıyordu zaten, insanların artık evlerinde dikiş yaptığı. Kıyafetler, çantalar, yatak örtüleri vs. Tabi tüm bunlar için sanırım küçük de olsa bir dikiş makinası gerekiyor. Aslında İzmir’de bir tane var. 70’li yıllardan kalma bir Singer. Babaannemden de bize kaldı ancak ben bir türlü çalıştıramıyorum. Her İzmir’e gidişimde deniyorum ancak olmuyor. Çalışsa da onu İstanbul’a getiremem çünkü yaklaşık bin kilo. Mesela arkadaşımla eve yaptırdığımızdan perdelerden yaklaşık 4 orta boy yastıklık kumaş çıktı ancak bir türlü başlayamıyorum. Sanki elde de dikebilirim gibi geliyor. Belki de o kumaşlara bulaşmadan önce başka birşey denemeli. Yastık, kese, bez çantalar yapması kolay ve bence son derecede kullanışlı. Ancak benim aklımda, bu işe yeni başlayan, başlamayı düşünenlerin de paylaşabileceği birkaç soru var:

  • Yeni başlayanlar hemen dikiş makinesi almalı mı?
  • Dikiş makinesi alırken nelere dikkat etmeli, acemiler için en uygunu hangisi?
  • İstanbul’da güzel kumaşlar nerelerde satılyıyor?
  • Modeller, patronlar nerelerden bulunur?
  • Öncelikle ne dikmekle başlanmalı, bu işin temelleri nedir?

Belki bu yazıyı okuyanlar arasında sorularımın hepsini olmasa da bazılarını cevaplayabilecek birileri vardır. Umarım vardır. Çok sevinirim.

İşler böyleyken ben de şimdilik dikiş bloglarına bakmakla yetiniyorum. Sevdiklerimin detaylı bir listesi de şöyle: