Dikiş Nakış işleri çok ilginç. Ben seviyorum sanırım. Peki
ne zaman başladı bu merak ve nasıl sekteye uğradı? Şöyle ki, okula başlayana
kadar dedem ve anneannem ile yaşadım, okula başladıktan sonra da ara tatiller
ve yaz tatilleri hep onlarla beraber geçti. Bu boş zamanlarda genelde kitap
okurdum ya da el işi bir şeyler bulurdu anneannem bana, onlarla oyalanırdım.
Çocukken de hiç öyle çıkayım da sokaklarda koşayım, saklambaç oynayayım gibi
isteklerim olmadı. Sessiz sessiz tek başıma, ev içlerinde oyalandım hep. Hal
böyle olunca bu el işi işleri, boncuk dizme ile başladı. Başlarda gelişigüzek
geçirirken boncukları iplere ya da misinalara, zamanla epey güzel şeyler
yaptım. Hala da zaman zaman kendi takılarımı kendim yapıyorum ancak eskisi gibi
zaman ayıramıyorum. Sonrasında babamın eve getirdiği kil ile minik heykeller,
tabak çanak yapmaya başladım. Ancak evi biraz kirletince, o heves biraz
kursağımda kaldı. Resim çizmeyi, boyalarla oynamayı da sevdim. En çok karakalem
çizim yapmaktan zevk aldım. Ahşap da boyadım ama bir noktadan sonra o çok ev
hanımı işi gibi gelmeye başladı. Gördüğünüz gibi her işe batıp çıkmışım. İyi ki
de yapmışım, çok keyifliydi her biri çünkü. Tüm bunların arasında iki şeyi çok
sevdim. Kasnak ve kanaviçe. Bilmeyenler vardır, önce açıklasam daha iyi
olabilir.

Kasnak, biri diğerinin içine geçebilen iki tahtadan halka.
Azıcık daha küçük olan halkayı alıyorsunuz, üstüne nakış işlemek istediğiniz
kumaşı koyuyorsunuz, sonrasında da azıcık daha geniş olan halkayı küçük üstüne
geçiriyorsunuz. Böylelikle kumaş arada gerilmiş oluyor. Gergin olması, sizin
işlemenizi kolaylaştıracaktır. Sonrasında bu gergin kumaşın üstüne kurşun
kalemle hafifçe, eğer kumaşınız koyu renk ise, beyaz kalemleri ya da beyaz
sabun parçalarını kullanarak istediğiniz deseni, şekli çiziyorsunuz. Sonrasında,
tuhafiyecilerde bu iş için özel olarak bulunan ipler ile işlemeye başlıyorsunuz.
İp ve işleme teknikleri hakkında detaylı bilgi verecek konumda değilim
maalesef. Elbette internette epey kaynak vardır. Ben epey küçüktüm sanırım kasnakta bir şeyler yaptığımda. Hatta epey komik, Harry Potter yazıp onu işlemiştim. Kitap okuma ve dikiş nakış aşkı buluşmuştu yani (:

Kanaviçe ise çok çok güzel bir şey. Bu iş için özel satılan
etamin kumaşları vardı kasabada. Bölgeden bölgeye malzemelere berilen isimler
değişiklik gösterebilir elbet. İşte bu kareli defter hizasında delikleri olan
kumaşa, istediğiniz deseni işleyebilirsiniz, kısmen kasnak işinde kullanılan ipliklerin
daha kalınından kullanarak. Masa örtüleri, çantalar ve daha neler neler
yapılabilir.
Bu kısa bilgilerden sonra gelelim benim son zamanlarda artan
dikiş nakış merakıma. Bir süredir kulağıma çalınıyordu zaten, insanların artık
evlerinde dikiş yaptığı. Kıyafetler, çantalar, yatak örtüleri vs. Tabi tüm
bunlar için sanırım küçük de olsa bir dikiş makinası gerekiyor. Aslında İzmir’de
bir tane var. 70’li yıllardan kalma bir Singer. Babaannemden de bize kaldı
ancak ben bir türlü çalıştıramıyorum. Her İzmir’e gidişimde deniyorum ancak
olmuyor. Çalışsa da onu İstanbul’a getiremem çünkü yaklaşık bin kilo. Mesela
arkadaşımla eve yaptırdığımızdan perdelerden yaklaşık 4 orta boy yastıklık
kumaş çıktı ancak bir türlü başlayamıyorum. Sanki elde de dikebilirim gibi
geliyor. Belki de o kumaşlara bulaşmadan önce başka birşey denemeli. Yastık,
kese, bez çantalar yapması kolay ve bence son derecede kullanışlı. Ancak benim
aklımda, bu işe yeni başlayan, başlamayı düşünenlerin de paylaşabileceği birkaç
soru var:
- Yeni başlayanlar hemen dikiş makinesi almalı mı?
- Dikiş makinesi alırken nelere dikkat etmeli, acemiler için
en uygunu hangisi?
- İstanbul’da güzel kumaşlar nerelerde satılyıyor?
- Modeller, patronlar nerelerden bulunur?
- Öncelikle ne dikmekle başlanmalı, bu işin temelleri nedir?
Belki bu yazıyı okuyanlar arasında sorularımın hepsini
olmasa da bazılarını cevaplayabilecek birileri vardır. Umarım vardır. Çok
sevinirim.
İşler böyleyken ben de şimdilik dikiş bloglarına bakmakla
yetiniyorum. Sevdiklerimin detaylı bir listesi de şöyle: