Kraliçe Kitap Okursa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kraliçe Kitap Okursa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Eylül 2012 Pazartesi

Edebiyatta gururlu bir şeyler vardı.

"Ama Kraliçe gibi yetişmiş biri için, zevk daima görevden sonra gelirdi. Okumak gibi bir görevinin olduğunu hissederse bu işe temiz bir vicdanla, zevkle girişirdi ve eğer zevk varsa bu rastlantısal bir şeydi. Peki bu iş  onu niçin esir etmişti şimdi? Bunu Norman'la tartışmamıştı, çünkü bunun sadece, onun pozisyonunda bulunan birini ilgilendiren bir şey olduğunu hissediyordu.

Kitapların cazibesi, dedi kendi kendine, kayıtsızlığından geliyor; edebiyatta gururlu bir şeyler vardı. Kitaplar onları kimin okuduğuna, yahut okuyup okumadığına hiç aldırmazdı. Kendisi de dahil olmak üzere, bütün okurlar eşitti. Edebiyat, dedi kendi kendine, bir Commonwealth'tir, harflerse bir cumhuriyet. Aslında bu deyişi daha önce duymuştu... harfler cumhuriyeti, daha önce kullanılmıştı bu, mezuniyet törenlerinde, şeref payeleri verilirken falan, fakat o günlerde bunun ne demek olduğunu tam bilmiyordu. O zamanlar, bir şekilde cumhuriyet lafının edilmesini hafiften bir hakaret ve bizzat kendisinin huzurundayken, en azından bir patavatsızlık gibi görümüştü. Bunun ne anlama geldiğini ancak şimdi kavrıyordu. Kitaplar kimseye hürmet etmezdi. Tüm okurlar eşitti ve bu da onu yaşamının başlangıcına geri götürüyordu. Genç bir kızken, hayatının en büyük heyecanlarından birini V-E gecesinde, * kızkardeşiyle birlikte kapılardan dışarı çıkıverip de, hiç tanınmadan kalabalığa karıştığında yaşamıştı. Kitap okurken de böyle bir şeylerin varlığını hissediyordu. Kitap anonimdi, paylaşılan bir şeydi, ortak bir şeydi. Ve herkesten ayrı bir yaşama yöneltilmiş Kraliçe buna can attığını hissediyordu. Bu sayfaların ve bu kitap kapaklarının arasında, tanınmadan yaşayabiliyordu."

-Kraliçe Kitap Okursa, Alan Bennett, Sel Yayıncılık, 2008, s.28.


 * 8 Mayıs, İkinci Dünya Savaşında Müttefiklerin Avrupa'da zafer günü (ç.n.)

Kraliçe Kitap Okursa- Alan Bennett


Bugün esasında o kadar fazla işim var ki... Ev temizlenecek, ödemeler yapılacak, tatil hazırlıkları tekrar gözden geçirilecek falan filani. E tabi bir de son çekilişin talihlilerine paketleri kargolanacak. Umarım hepsine yetişirim. Birazcık ara vermişken geçen günlerde okuduğum keyifli bir kitaptan bahsetmek istiyorum.

Yazar hakkında birkaç şey söylemekle başlayacak olursak, Alan Bennett'ın esasında uzun yıllar boyunca Oxford'da Ortaçağ Tarihi konusunda ders verdiğini söylemek gerekir. Ancak bir yerden sonra akademisyenliğe çok da uygun olmadığına karar vermiş anlaşılan. Tiyatro oyuculuğu yapmış, tiyatro oyunu yazmış, epey de başarılı olmuş. Sel Yayıncılık'ın yazarı tanıtımına bakılacak olursak şöyle deniyor, "1994'te, daha önce yazdığı , III. George'un Deliliği  oyununu Kral George'un Deliliği adıyla sinemaya uyarladı ve bu filmle en iyi sanat yönetimi dalında Akademi Ödülünü kazandı.Tarihin Çocukları adlı yapıtı üç dalda Oliver Ödülüne değer görüldü. Yine kendisine, Britanya tiyatrosuna büyük katkılarından ötürü Olivier Ödülü verildi."

Kraliçe Kitap Okursa'da ne oluyor? Kraliçe kitap okumaya başlıyor. Bu kadar basit. Ve eğlenceli. Peki bu değişimin sebebi ne? Kraliçe bir gün sarayın bahçesine park etmiş bulunan Westminster gezici kütüphanesine uğruyor, o ünlü köpeklerinin çıkardıkları gürültüden dolayı özür dilemek için. Giriş o giriş. Arka arkaya kitaplar almaya, okumaya başlıyor. En önemlisi, bu işten keyif aldığını fark ediyor. Elbette bir noktadan sonra bu minik kütüphane Kraliçe'ye yetmez oluyor. E zaten kendisine ait birbirinden dolu ve güzel ve ihtişamlı kütüphaneleri var. Okudukça okuyor.

Esasında epey kolay okunan, karmaşık kurgudan uzak kısa bir roman Kraliçe Kitap Okursa. Çok büyük beklentilerle başlamamak lazım. Ancak neredeyse her hevesli ve iştahlı okuyucuda görülen korkuları, heyecanları kraliçe üzerinden başarıyla yansıttığına inanıyorum yazarın. Kraliçe'nin yaşının da geçkin olduğu düşünülürse, hem okuma işine bu kadar geç başlamasına dair hayıflanışları, hem de her an hiç ayrım yapmadan okumak istemesi çok tanıdık. Mesela, geçmiş yıllarda çeşitli resepsiyon ve kutlamalarda görüştüğü yazarlar aklına geliyor ve keşke daha çok ilgilenseydim, sorular sorsaydım diyor. Ancak bu kitap okuma işine merak salmasından sonra, yazarlar onuruna düzenlediği davette hayal kırıklığı kaçınılmaz oluyor, yazarlar sandığı gibi kişiler çıkmıyor. Kraliçe yeniden kitaplara gömülüyor. 

Ancak Bizans oyunları bir tek bizim topraklarda yok. Kraliçenin bu yeni zevkini fark eden çalışanları, okuma işine ket vurmak adına ellerinden geleni yapıyorlar. Ancak başarılı oldukları söylenemez. Kitabın en vurucu ve keyif veren yeri ise kesinlikle sonu. 

Ben ayrıca kitap boyunca kraliçenin okuduğu kitapların adları ve yazarlarının belirtilmesi işini de sevdim. Peki hangi yazarlar benim gözüme çarptı? Jean Genet, Cecil Beaton, Ivy Compton-Burnett, David Hockney, Nancy Mitford, J. R. Ackerley, E. M. Forster, Lewis Carroll, Ian Mcewan, A.S. Byatt, Sylvia Plath...

Keyifli, rahat ve sıradışı bir okuma deneyimi için ben bu kitabı okumanızı öneririm. Diğer bir opsiyonunuz ise, okumaktan pek de keyif almayan bir tanıdığınıza bu kitabı hediye etmeniz. Kraliçenin azmi ve isteği herkesi dize getirir gibi.

Ve son olarak, 

Sir Kevin hemen daldı. "Sizin kitap okumanızı dizginleyip daha büyük bir amaca yöneltebilirsek, tüm ulusun edebiyatına, örneğin, gençlerin kitap okuma standartlarının yükseltilmesine..."
"İnsan zevk için okur," dedi Kraliçe. "Bir kamu görevi değildir bu."