liste etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
liste etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ocak 2014 Perşembe

Pek Şahane Film Müzikleri

konuyla alakasız görsel

Bazı filmlerin müziklerini dönüp dönüp tekrar dinliyorum. Bu listede son 1-2 yıldır en çok dinlediklerim var. Bakın bakalım, sevecek misiniz siz de. Filmler de hiç fena değil bu arada (:
  1. The Lion King
  2. The Great Gatsby
  3. Saturday Night Fever
  4. The Sound of Music
  5. Harry Potter filmleri
  6. Lord of the Rings filmleri
  7. Garden State
  8. Schindler's List
  9. The Jungle Book
  10. The Wizard of Oz
  11. The Pianist
  12. West Side Story
  13. The Hunger Games: Catching Fire
  14. Pretty in Pink
  15. The Commitments
  16. Anastasia
  17. The Graduate
  18. The Royal Tenenbaums
  19. O Brother, Where Art Thou?
  20. Grease

1 Ocak 2014 Çarşamba

Bizi En Çok Güldüren Diziler

Friends galiba en çok güldüklerimizden, 90ların unutulmazı

Geçen gün, hatta Noel günüydü sanırım, hiçbir ulaşım aracı çalışmadığından erkek arkadaşımla yollarda boş boş dolanıyorduk. Dolanırken de bizi en çok hangi dizilerin güldürdüğünden bahsediyorduk. Beni en güzel dizilerle tanıştıran kişi olduğundan, tüm dikkatimi ayak üstü yaptığımız "komik diziler listesi"ne vermiştim ki aklıma blog için böyle bir liste oluşturmak geldi. Sonra yakın arkadaşlarımı da dahil etsem ne güzel olur ve dedim ve ortaya güzel bir şey çıktı.

Her birinden akıllarına "komik dizi" deyince gelen ilk üç diziyi söylemelerini istedim. Takma isimlerini de kendileri buldular, bence pek güzel oldu. İşte bizim bir süredir, hatta uzunca bir süredir izleyip izleyip güldüklerimiz:

Şeftali
  1. Scrubs
  2. Archer
  3. The Office
Irene Adler
  1. IT Crowd
  2. Black Books
  3. Extras
Mika
  1. Friends
  2. Will and Grace
  3. Modern Family
Hasır Şapka
  1. Friends
  2. That 70s Show
  3. The Big Bang Theory
Dinleyen Mikrofon
  1. Friends
  2. How I Met Your Mother
  3. The Big Bang Theory
Cuma
  1. Family Guy
  2. How I Met Your Mother
  3. It's Always Sunny in Philadelphia
Erkek Arkadaş
  1. Flight of the Conchords
  2. It's Always Sunny in Philadelphia
  3. The Office
Okuyan Kedi
  1. Wilfred
  2. Malcolm in the Middle
  3. Friends

30 Aralık 2013 Pazartesi

2008'in En İzlenesi Filmleri



Bugünden geçmişe doğru giden film listeleri hazırlayacağımı söylemiştim ve ilk sırada 2008 vardı. Ve işte karşınızda o liste. Listedeki filmlerden bazılarını izledim, bazılarını ise hala izlemeyi planlamaktayım. Filmler arasında eleştirmenler tarafından çok çok beğenilenler de var, epey hayal kırıklığına uğratan da. Br dilmin benim hazırladığım listeye girmesinin en temel sebebi benim kişisel meraklarım elbette (: Umarım siz de kendi zevkinize göre filmleri seçip izlersiniz bu listeden.
  1. Mamma Mia!
  2. In Bruges
  3. Doubt
  4. The Reader
  5. Vicky Cristina Barcelona
  6. Wall-e
  7. The Curious Case of Benjamin Button
  8. The Dark Knight
  9. Slumdog Billionaire
  10. Iron Man
  11. Rachel Getting Married
  12. Let the Right One In
  13. The Karamazov Brothers
  14. Winter in Wartime
  15. Happy-Go-Lucky
  16. The Duchess
  17. The Boy in the Striped Pajamas
  18. Seven Pounds
  19. The Chronicles of Narnia: Prince Caspian
  20. Step Brothers

28 Aralık 2013 Cumartesi

Pek heybetli film listeleri serisi yolda!

fotoğrafın yine konuyla ilgisi yok, Cumartesi sabahına yakışır bir görüntü sadece, Greenwich Park

Çok büyük ve eğlenceli bir fikir var aklımda. 

En son hazırladığım film listesi, hani 50 filmlik olan hem okuyanlar tarafından çok beğenildi hem de ben epey eğlendim hazırlarken. Bundan 5 sene öncesinin bile aslında nasıl da 'geçmiş'e hop diye ait olduğunu gördüm, şaşırdım. Zamanın hızlı geçtiği aşikar, bunu fark etmek biraz zaman alıyor yine de (:

Fikir ne derseniz, 2009'dan başlayarak (çünkü bir önceki listede o yılda kalmıştım) her yıl için, o yıl yayınlanmış filmler arasından izlemeyi planladığım 10-20 filmi seçmek ve böyle böyle geriye gitmek. Esas idealim ise 1900'lerin başına ulaşabilmek. Hatta, her yıl için ayrı bir yazı hazırlamayı düşünüyorum. Listeye ek olarak belki her yazıda biraz da o yılın önemli sinema olaylarından bahsedebilirim.

'Amaan sen de, o kadar filmi listeledin, ömür yetmez izlemeye' diyebilirsiniz ve kesinlikle haklısınız. Hepsini ben izleyemesem de bu listelere bakanlar belki eğlenirler, parça parça o listeler tamamlanır uzun uzun zaman sonra. Olur mu olur (: E tabii bir de belki bu uğraş hem benim hep geriye attığım sinema ilgimi canlandırır hem sizin de hoşunuza gider diye düşündüm. Hepsi bir yana, liste yapmayı gerçekten çok seviyorum.

Her yılın favori filmleri listeleri zaten bolca bulunmakta. Benim yapacağım ise onları iyice inceleyip kendi zevkime göre listeler oluşturmak olacak. Her yıl için 10 mu yoksa 20 film mi seçmeliyim emin olamadım. Genel olarak bu yeni uğraşıma dair fikirlerinizi, önerilerinizi yorum olarak bırakabilirseniz çok sevinirim. Tabii bir de seçtiğim filmlerin afişlerini de eklemeyi planlıyorum. Afişler önemli (:

Böyle işte, inşallah güzel bir şey çıkar ortaya.

2008 filmlerinde görüşmek üzere!

26 Aralık 2013 Perşembe

Yeni yılda izlemeyi planladığım 50 film

Film evreni, sinema hala bana epey uzak. Her sene daha iyi bir izleyici olmak adına kararlar alıyorum ama sonuçta pek değişiklik olmuyor. Neden böyle hiç bilmiyorum. Seviyorum da aslında film izlemeyi. Vakit ayıramıyorum sanırım. Hani olan vaktimi de şahane faydalı değerlendirmiyorum. Her neyse, ben yine bir umut yeni yılda izlemek için koskoca bir liste hazırladım. Biraz değişik bir liste.

Öncelikle, toplamda 50 film olmasını istedim. Son 5 yılın (2009-2013) tek tek en iyi film listelerine baktım. Kendi zevkime göre her yıldan onar tane seçtim. Farklı türleri dahil etmeye çalıştım. Ben sonuçtan epey memnunum.

Kim bilir, belki yine çok başarılı olamam film izleme konusunda ama listenin sizin işinize yaraması ihtimaller arasında. Olur da içlerinden izlediğiniz varsa yorum bırabilirseniz filme dair, pek sevinirim.

Yeni yılda hep mutlu sonla bitmeli, bol gülmeli, üstteki şekerler tadında filmler izlemeniz dileğiyle.

2013
  1. The Hobbit
  2. Star Trek into Darkness
  3. Despicable Me 2
  4. The Great Gatsby
  5. Oz: The Great and Powerful
  6. Gravity
  7. The Best Offer
  8. Stoker
  9. Side Effects
  10. The Conjuring

2012
  1. Frankenweenie
  2. Tiny Furniture
  3. Moonrise Kingdom
  4. Silver Linings Playbook
  5. Amour
  6. The Cabin in the Woods
  7. Prometheus
  8. Les Miserables
  9. The Perks of Being a Wallflower
  10. Ruby Sparks

2011
  1. We Need to Talk About Kevin
  2. Cafe de Flore
  3. In Darkness
  4. The Adventures of Tintin: The Secret of the Unicorn
  5. Melancholia
  6. Hugo
  7. Hanna
  8. Jane Eyre
  9. Sherlock Holmes: A Game of Shadows
  10. Footnote

2010
  1. Black Swan
  2. How to Train Your Dragon
  3. The King's Speech
  4. Toy Story 3
  5. Winter's Bone
  6. The Kids are All Right
  7. Despicable Me
  8. The Social Network
  9. Tangled
  10. Easy A

2009
  1. Up
  2. Avatar
  3. Where the Wild Things Are
  4. 500 Days of Summer
  5. Away We Go
  6. Petit Nicolas
  7. The Imaginarium of Doctor Parnassus
  8. Mary and Max
  9. A Serious Man
  10. Whip It

8 Aralık 2013 Pazar

En güzel resimli çocuk kitapları listesi


Bu aralar yine çocuk kitaplarıyla aklımı bozdum. Bu kadar işin içinde kaçış noktam oldu sanırım. Bu nedenle bu listeyi hazırlamam şarttı. Goodreads'de bulduğum şu listeden seçtiğim 20 taneyi listeledim orijinal adları ile. Çoğu benim küçükken çok severek okuduğum kitaplar. Okumadıklarımı da en kısa zamanda okumayı planlıyorum. İnternette arattığınızda mutlaka karşınıza şahane ilustrasyonlarıyla beraber çıkacaklardır. Umarım siz de en az benim kadar seversiniz, döner döner çizimlere bakarsınız.

  1. The Polar Express - Chris Van Allsburg
  2. Animalia - Graeme Base
  3. Stellaluna - Janell Cannon
  4. Owl Moon - Jane Yolen
  5. Rapunzel - Paul O. Zelinsky
  6. Saint George and the Dragon - Margaret Hodges
  7. Madeline - Ludwig Bemelmans
  8. Rumpelstiltskin - Jacob Grimm
  9. The Twelve Dancing Princesses - Marianna Mayer
  10. The Snow Queen - Hans Christian Andersen
  11. Letters from Father Christmas - J.R.R. Tolkien
  12. A is for Annabelle - Tasha Tudor
  13. Gwinna - Barbara Helen Berger
  14. The Tale of Peter Rabbit - Beatrix Potter
  15. The Secret Lives of Princesses - Philippe Lechermeier
  16. Miss Spider's Tea Party - David Kirk
  17. How the Grinch Stole Christmas - Dr. Seuss
  18. Melisande - E. Nesbit
  19. The Complete Book of the Flower Fairies - Cicely Mary Barker
  20. The Vary Hungry Caterpillar - Eric Carle

image

7 Aralık 2013 Cumartesi

Londra'yı mesken tutan kitaplar listesi

Londra'ya geleli neredeyse 3 ay olacak. Bazen çok kalabalık, bazen çok aceleci, bazen de çok soğuk geliyor şehir. Tüm bunlar bu şehrin hayatımda gördüğüm en güzel yerlerden biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Bu aralar epey yoğunum, bloga pek vakit ayıramıyorum maalesef. Aklımda birkaç kitap listesi vardı, ilki bu olsun. Londra'yı görmüş sevmiş olanlara şehri hatırlatsınlar, görmemiş olanlara da gelecekleri güne kadar yoldaş olsunlar.

Ben Goodreads'de listeler kısmında "London" diye arattım. Birkaç liste çıktı karşıma, beğendiğim 20 taneyi seçtim. Umarım siz de seversiniz.





  1. İki Şehrin Hikayesi - Charles Dickens
  2. Noel Şarkısı - Charles Dickens
  3. Yokyer - Neil Gaiman
  4. Sherlock Holmes'un Maceraları - Arthur Conan Doyle
  5. London - Edward Rutherfurd
  6. Mrs. Dalloway - Virginia Woolf
  7. Oliver Twist - Charles Dickens
  8. Possession - A.S. Byatt
  9. İnci Gibi Dişler - Zadie Smith
  10. Cumartesi - Ian McEwan
  11. Jonathan Strange & Mr. Norrell - Susanna Clarke
  12. A Bear Called Paddington - Michael Bond
  13. Zaman Makinesi - H.G. Wells
  14. Üçüncü Kız - Agatha Christie
  15. 31 Dream Street - Lisa Jewell
  16. Bridget Jones'un Günlüğü - Helen Fielding
  17. Sweeney Todd: Fleet Sokağının Şeytan Berberi - Stephen Sondheim
  18. Akıl ve Tutku - Jane Austen
  19. David Copperfield - Charles Dickens
  20. Howards End - E.M. Forster

12 Kasım 2013 Salı

Kedisiz hayat neden çok bayat?

"Ev, kedinizin olduğu yerdir."

Londra’ya geliş hikayemi binbeşyüzaltıncı kere tekrar etmeme gerek yok sanırım. Geldim, ve 'tüm' kedilerim (iki tane) geride kaldı. Yaşlı kedim ailemde, genç kedim de erkek arkadaşımın ailesinde. Nasıl özlüyorum bilemezsiniz. Belki de bilebilirsiniz. Kedisiz hayata hiç alışkın değilim. Kedisiz hayat çok bayat! Tam 90ların klişe sloganları gibi oldu. Her neyse, bu bayat ve yavan tadın sebeplerini açıklayayım:

  1. Kedi(leri)nizi özlüyorsunuz. Her şeyini. En çok da oyunları. Benim için en güzel çalışma molası, ben çalışırken bir köşede uyuyakalan kedimi uyandırıp önce burnunu ısırmak sonra da gıdıklamak olmuştur. İşte artık bu yok. Molalarım sıkıcı pencereden dışarı bakmalardan, Candy Crush oynamalardan ibaret.
  2. Kış geceleri soğuk ve acımasız. Yıllar geçiyor ve yaşlanıyoruz, her gün biraz daha üşüyoruz. Kış gecelerinin vazgeçilmezi bir adet kedi, tercihen bol tüylü. Şöyle siz uykuya hazırlanırken battaniyenizin altına girecek, ayaklarınıza sokulacak ve sabaha kadar kum çuvalı gibi hareket etmeden fosur fosur uyuyacak.
  3. Bazı kediler her daim aç. Böyle kediler de en çok yemek vakitlerinde özleniyor. Benim minik kedim Ayı’nın açlık genlerine işlemiş gibidir. Londra’ya geldim geleli ne zaman güzel bir şeyler yesem, ah şimdi burada olsaydı da lokmaları boğazıma dizene kadar gözlerini ayırmadan bana baksaydı diyorum.
  4. Hayatta minik heyecanlar şart. Yaramaz bir kediniz varsa her gün yeni yeni maceralar demek. 10 dakikadır sesi mi çıkmıyor, kesinlikle dolaplardan birinin (kimbilir hangisinin) en ücra köşesinde saklanıyor; aniden şirinlik mi yapmaya başladı, kesin arka odalarda bir işler çevirdi...
  5. Tırmık izleri aslında yaşanmışlıktır ve biraz da korkunç görünümlü eller ve kollar demektir. Birkaç aydır ellerim pürüzsüz, lekesiz ve pamuk gibi. Çünkü gece ben uyurken onları kemiren, masa başında yazı yazarken bunu oyun sanıp ellerime saldıran kimsem yok.
  6. Kedileri şahane zaman tüketicilerdir. Bir tek kendileri değil, tüyleri de yeterlidir bunun için. Diyelim ki kışları kadifeden vazgeçemeyenlerdensiniz. Ve yine diyelim ki o gün bordo kadife pantalonunuzu giymişsiniz ve olur ya, herkes sanki o gün sizi bir yerlerde bekletmeye sözleşmiş. Beklerken ne yapılır? Pantalondan kedinizin tüyleri tek tek toplanır. Var mı bundan eğlenceli aktivite. Şaka. Kitap da okuyabilirsiniz aslında.
  7. Uyuyan kedi, pencereden bakınan kedi, boş boş oturup tahminen içinden “bana neden bakıyor ki şimdi bu böyle?” diyen kedi izlemeyi severim. En çok uyuyan kedinin kıvrım kıvrım kıvrılan patilerini mıncırmayı severim. Uyuyan kediyle uğraşmayı sevdiğim kadar, uyuyan insanı da türlü türlü numaralarla uykusundan kaldırmayı da bilirim.
  8. Tek çocuk olmanın acı gerçeklerinden biri de evde, sokakta canınız sıkıldığında uğraşacağınız birinin olmamasıdır. Kedilerim bu görevi uzun süredir layığıyla yerine getirmekteler. Kendi halinde oturan kediyi hop diye kucağa almalar, burnuna üflemeler, çok çok öpmeler, kendi kuyruğunu ısırttırmalar en sevdiklerimdendir. Bir süredir hayatım bomboş beyaz kağıtlar gibi.
  9. Eğri oturalım, doğru konuşalım. Buraya, bloga, "kedilerimle konuşuyorum ben" yazacak kadar cesur değilim. Konuşmuyorum zaten. Öyle uzun muhabbetler yapmıyorum da hani arada sırada, “nasılsın, naber, kuyruklar nasıl, sen yine şişmanladın ya, oh göbeğe bak” gibisinden şeyler söylüyorum. Sözlü sataşmalarda bulunuyorum. Bunları yapamıyorum bir süredir, çok canım sıkılıyor.
  10. En en çok uzun uzun gıdıkları, kulak arkalarını, göbekleri sevmeyi özlüyorum. Belki onlar da beni özlüyorlardır diye avutuyorum kendimi.

Tüm bu sebeplerden ötürü kedisiz hayatı hiç sevmiyorum. Benim aklıma bunlar geldi. Sizin kedili hayatı sevme sebepleriniz neler? Eğer siz de bir süreliğine kedilerinizden uzaksanız, kedisiz hayatın tatsızlığını paylaşır mısınız?


19 Ekim 2013 Cumartesi

"Ders çalışırken çok sıkılıyorum" diyenlere öneriler

Temsili çalışırken fenalık geçiren insan resmi image

Son zamanlarda şöyle mailleri sık alır oldum. 

"Sevgili Okuyan Kedi, blogunu çok seviyorum, ama ben çalışırken çok sıkılıyorum, ne önerirsin?"


Tabii ki de tam olarak böyle mailler değil ancak anlatılmak isteneni anladınız sanırım. Her neyse çalışma işi çok kişisel bir şey; yöntemleri, taktikleri hep alışkanlıklarımıza bağlı olarak şekilleniyor. Birazdan okuyacağınız liste de uzun yıllardır kendim için uyguladığım taktiklerden bazıları. Tahminen oradan buradan duydum, arkadaşlarımdan gördüm ve benimsedim. Kendi yarattığım orijinal fikirler değil. Çok da orijinal değiller zaten (: Listedeki maddelerden bazıları direkt ders çalışma yöntemleri ile ilgili, kimileri de ders çalışırken can sıkıntısını gidermeye dair. Kendinize göre oynamalar yapabilirseniz ve faydalanırsanız ne mutlu bana. Bu arada siz de kendi taktiklerinizi yorum olarak paylaşırsanız çok çok sevinirim. Bir de, eğer bu çalışma taktikleri listesi işinize yararsa, sözel bölümler gibi sürekli uzun metinler okumak zorunda olanlarımızın epey faydalanacaklarını düşündüğüm 'Etkili Okuma Taktikleri' gibi bir şey de hazırlayabilirim. Kendimi çok profesyonel hissettim şu an (:

  1. Artık hepimiz farkındayız sanırım, saatlerce masadan kalkmadan, hiç ara vermeden çalışmanın kimseye faydası yok. Onun yerine sık sık kısa aralar vermek hem dinlenmemizi sağlıyor hem de nefes aldırıyor. Yazın şurada Pomodoro Tekniği'nden bahsetmiştim. Hemen oraya bir bakın bakalım. Ben gerçekten çok faydasını gördüm bu tekniğin, 20 dakikalık çalışma süreleri garip bir hız ve verim kazandırıyor bana.
  2. Liste yapın ama çok çok uzun listeler yapmayın bence. Yaparken çok planlı programlı olduğunuz hissini yaşatsa da aslında içten içe o uzun listeler gözünüzü korkutabilir. Demem o ki, minik minik hedefler koyun önünüze. Tamamladıkça da bir sonraki adıma geçin.
  3. Kabul etmemiz gereken bir diğer şey ise her günün aynı verimlilikte geçmeyeceği. Belki fizyolojik sebepler, belki de güzel havalar bazen kendimizi çok da çalışmaya hazır hissetmememize neden olabilir. Öyle günlerde kendinizi gereksiz zorlayıp moralinizi bozmak yerine çok çok basit hedefler koyun kendinize. Mesela o gün sadece bir sayfa okuyun ya da dersle ilgili hiçbir şey yapmayın. Ertesi gün garip bir şekilde yenilenmiş ve çalışmaya hazır hissedeceksiniz kendinizi.
  4. Masa başında geçirdiğimiz her an çalışıyor değiliz, kabullenelim. Hele bir de önümüzdeki bilgisayar, telefon vs. varsa, sandığımızdan çok daha fazla vakit gidiyor ders dışı etkinliklere. Mesela bugün şeyi öğrendim, bir insan ömrü boyunca ortalama 50 saatini rüya görerek geçiriyormuş. Çok uzun değil mi? Hani biri kalkıp hesaplasa, dese ki bir öğrenci çalıştığı sürenin X saat kadarını ders çalışır gibi görünürken aslında ders dışı şeylere ayırıyor, bence yine bizi epey şaşırtacak bir sonuç çıkar. Yani, masanız, çalışma odanız ya da odanızın bir bölümü sadece çalışmaya ayrılmış olsun. Kendinize ait bir odanız yoksa, evin ders çalışmaya müsait bir kısmı sizin ders çalışma alanınız olsun günün belli saatlerinde. Orada kitap okumayın, oje sürmeyin, çiğdem çitlemeyin. O alana geçtiğinizde sadece ders çalışıldığını bilirseniz bence dikkatiniz daha zor dağılır, hem de verimsiz saatler geçirmezsiniz boş yere.
  5. Ders çalışırken can sıkıntısının en önemli sebeplerinden biri çok da bilmediğimiz, anlamakta zorlandığımız konuları çalışmak. Anlamadıkça sıkılıyoruz, sıkıldıkça anlayamıyoruz. Bu konuda önerim, can sıkıntısının en büyük kaynağını ortadan kaldırmaya yönelik: zorlandığınız konuların üstüne gidin. Konuyu sizden daha iyi anladığını düşündüğünüz kişilerden yardım isteyin, ek kaynaklara bakın... Zorlandığınız konuları görmezden gelerek ilerlemeniz biraz zor gibi gibi. Bu yüzden çok da vakit kaybetmeden, yıl ilerledikçe yeni yeni konular ortaya çıkmadan temel eksiklerinizi gidermeye bakın.
  6. Çalışırken müzik dinlemenin size faydası mı yoksa zararı mı var karar verin. Çok basit gibi görünüyor ama bence epey önemli. Gördüğüm kadarıyla çoğu insan artık müzik dinleyerek çalışıyor. Ben de bunu gördükçe, benim neyim eksik ben de yaparım diyorum ama sonuç tam bir hüsran oluyor. Elbette bu da kişiden kişiye değişir ama ben kesinlikle yapamıyorum, dikkatim dağılıyor. Müzik hemen dersin önüne geçiveriyor. Siz de müzikli ders işine iyice kendinizi alıştırmadan bir karar verin, dikkatiniz mi dağılıyor yoksa veriminiz mi artıyor? Eğer sizin daha iyi odaklanmanızı sağlıyorsa ki son derece olası, o zaman çok şanslısınız, müzikli ders çalışmalara devam.
  7. Çalışma mekanımı sıklıkla değiştiririm ve bu galiba en sevdiğim, en işime yarayan taktiklerden biri, can sıkıntısına da birebir. Eğer yapabiliyorsanız, dikkatiniz dağılmıyorsa dışarıda bir yerlerde çalışın, hava güzelse parkta, bahçede çalışın. Yer değişiklikleri benim moralimi epey düzelttiğinden çalışma isteğimi de arttırıyor.
  8. Bu hafta seminer benzeri bir şeye gittim ve çok ilginç bir şey söylediler orada. Hani mesela bazen bir ders için makale (essay) yazmanız istenir (üniversite öğrencileri için daha çok geçerli sanırım bu). Pata küte yazmaya başlayamayacağınızdan önce bir şema belirlersiniz. Ama işte o ilk adımı atmak o kadar zordur ki, yaşayan bilir. Seminer benzeri şeyde konuşan adam şöyle anlattı. "Önce beyaz bir kağıt alın. Üstüne hiçbir şey yazmadan buruşturup çöpe atın. Sonra çöpten alın, açın ve üstüne yazmaya başlayın. Tertemiz, bembeyaz bir sayfa olmadığınan artık sizin gözünüzü korkutamaz" İlk başta biraz garip gelsiyse de kulağa sonradan işin özünü anladım: Ders konusunda ilk adımı atmak her zaman cesaret istiyor. Mesela uzun süredir anlayamadığınız bir konuyu tekrar çalışmak, deneme sınavlarındaki yanlışlarınıza geri dönmek... Galiba bunların normal şeyler olduğunu, her şeyi mükemmel bir şekilde bilemeyeceğimizi kabul edersek ama aynı zamanda çabalarsak işler yoluna girebilir.
  9. Yazı yazmayı pek sevmeyebilirsiniz, ama sık sık not almak (dersi dinlerken, kendiniz çalışırken) size çok yardımcı olur. Tabii bir de hepimizin hafızası sandığımızdan çok çok daha zayıf. Yok ben unutmam demeyin, beni dinleyin. Ben zaten kağıt-kalemi, yazı işlerini çok sevidiğimden kolaylıkla uyguluyorum bu taktiği. Siz de bir başlarsanız, kısa zaman içinde alışırsınız gibime geliyor. Mesele diyelim bir sınavda yanlış yaptığınız soru var, defterinize tahminen doğru çözümü not edersiniz. Ama o çözümün yanına bir de kendi cümlelerinizle kendinize uyarılar yazın. Hani ciddi cümleler olmak zorunda değil, minik hatırlatıcılar gibi düşünün. 
  10. Faydalı geçen bir çalışma gününden sonra kendinizi ödüllendirin. Ödül size kalmış.
  11. Post-itler, küçük kartlar, fosforlu kalemler... Çalışırken kırtasiye dünyasının size sunduğu nimetlerden faydalanın. 
  12. Derse ara vermek için yemeği bir bahane olarak kullanmayın. Bu konuda çok ciddiyim. Kilo almak bir yana, sağlınız için gerçekten hiç de iyi değil. Neden yapıyoruz peki bunu? Çünkü ders çalışırken herkesin canı sıkılıyor. "Of canım sıkıldı, azıcık dolaşayım evin içinde" çok mantıklı gelmiyor ve yeterince oyalayıcı değil. Ama aç değilsek bile kalkıp dolaptan bir şeyler almak, onları pişirmek ya da ısıtmak, sonra yemeğimizi yerken bir şeyler izlemek çok cazip geliyor. Aman dikkat edin!
  13. Arkadaşlarınızla beraber çalışın. Tabii bu epey kritik bir karar. Ders çalışma bahanesiyle bir araya gelip "Ay saatler de ne hızlı akıp gitmiş yahu" derken bulmayın kendinizi sonra. Mesela ben pek yapamıyorum bu işi, illa bir muhabbet açıyorum sonra da şakalar komiklikler geliyor. Ama yapabilen insanlar kesinlikle öneriyor. Belki şunlara dikkat edebilirisiniz: Mesela en yakın arkadaşlarınızla çalışmak zorunda değilsiniz, çalışabiliyorsanız ne mutlu. Çalışma stilinizin benzer olduğu insanlarla tahminen daha uyumlu çalışırsınız. Mesela bir buluşma günü belirleyin, o güne kadar herkes bir bölümü çalışsın. Buluşma gününde de konular sırayla anlatılsın. Eğer soru çözmeniz gerekiyorsa sonrasında da belki ona geçebilirsiniz. Demem o ki, grup çalışması hakkı verilerek yapıldığında çok çok iyi sonuçlar veriyor, yapılamadığında da çok keyifli, bol kahkahalı geçmiş saatlerden ibaret oluyor.
  14. Çalışırken anlamadığınız, tam kavrayamadığınız yerleri ke-sin-lik-le atlamayın. Yanınızda bir not defteri bulundurun ve oraya not alın. O anlamadığınız yerler yerine oturmadıkça içiniz rahat etmesin. Açıkçası ben bir konuyu ne zaman anlamayıp, "amaan çok da önemli bir şey değil gibi" dediysem pat diye sınavda karşıma çıktı. İşin fenası bazen de o anlamadığım yer yüzünden sonraki konularda da bir şeyler hep eksik kaldı.
  15. Bir diğer öğrenci kendini kandırması da sanırım iyi bildiğimiz ya da sevdiğimiz konulara daha çok vakit ayırmamız, daha çok çalışmamız. Ben bunu lisede çok yapardım. Sözel derslerim daha iyiydi, durup dururken ve hatta ertesi gün geometri sınavım varken kalkar tarih çalışırdım. Bunu yapmayın kesinlikle. Can sıkıntısından kaçmak için o gün yapmanız gerekenleri unutmayın. Böyle geçici bir çözüm yerine, canınızı sıkan konuların neden canınızı sıktığını anlamaya çalışın. İnsan doğası gereği zor olandan kaçıyor. Bilmediğiniz, zorlandığınız konuların üstüne giderseniz zamanla onlara da alışırsınız ve belki seversiniz de.
  16. Ve son olarak, moralinizin çabuk bozulmasına izin vermeyin. Hop diye bozulmasına izin verirseniz, bugüne kadarki çabalarınızın, emeklerinizin ve yorulmalarınızın da anlamı kalmaz.
Herkese iyi dersler (:

16 Ekim 2013 Çarşamba

İzmir'de Mutlaka Gidilmesi Gereken Yerler Listesi


Ben bu listeyi yazın hazrılamıştım aslında, erkek arkadaşımın İzmir'e beni ziyarete gelme ihtimali vardı. Pek kısmet olmadı, geriye bu liste kaldı. Herkesin 'İzmir'de mutlaka görülmeli' listesi farklıdır. Listede yer almayan bir yer görülmeyi pek de hak etmiyor değildir kesinlikle. Benim listemdekiler de kişisel deneyimlerden yola çıkarak yerlerini buldular. Belki siz de yorum bırakarak bu listeyi zenginleştirmek istersiniz?
Eğer bayram tatilinde evdeyseniz ama belki 1-2 günlüğüne İzmir'e gidilebilir diyorsanız belki bu liste işinize yarayabilir. 
Fotoğraftaki gevreği de canım çekmedi değil.

13 Ekim 2013 Pazar

En Okunası Cadılı Kitaplar Listesi

Herkes pek sevmez cadı karakterini kitaplarda, filmlerde, dizilerde. Ben oldum olası çok sevdim. Küçükken az düşünmedim acaba benim 'süper' güçlerim var mı diye. O zamanlar Sabrina the Teenage Witch dizisi favorimdi, sonrasında da bu ilgi ve sevgimin devamı geldi. Goodreads'de şu liste karşıma çıkınca, bu kalabalık listeden en sevdiklerimi, okumak istediklerimi sıralayayım dedim. Yine Türkçe çevirilerini bulamadığım kitaplara da yer verdim listede. Eğer çevirileri var ama benim gözümden kaçmış ise, yorum bırakırsanız sevinirim. Sizin cadılı kitap favorileriniz hangisi, hangisi epeydir aklınızda ama bir türlü okuyamadınız?

  1. Harry Potter serisi - J.K. Rowling
  2. Narnia Günlükleri - C.S. Lewis
  3. Macbeth - William Shakespeare
  4. Sabrina the Teenage Witch serisi 
  5. Cadılar - Roald Dahl
  6. Oz Büyücüsü - L. Frank Baum
  7. A Discovery of Witches - Deborah Harkness
  8. Lanetli Batının Kötü Cadısı - Gregory Maguire
  9. Practical Magic - Alice Hoffman
  10. Yıldız Tozu - Neil Gaiman
  11. Lost Kingdoms of Karibu - Karen Prince
  12. Yürüyen Şato - Diana Wynne Jones
  13. Cadı Kız - Celia Rees
  14. Bit Pazarı Büyüleri - Kelley Armstrong
  15. The Witches of the Eastwick - John Updike
  16. Ölümcül Oyuncaklar serisi - Cassandra Clare
  17. Cadılar Dışarıda - Terry Pratchett
  18. Acemi Cadı - Rachel Hawkins
  19. Lives of the Mayfair Witches - Anne Rice
  20. Charmed Life - Diana Wynne Jones

12 Ekim 2013 Cumartesi

Son zamanlarda ne dinliyorum?

Bu çiçeği yeni aldım, kaktüs ailesinden. Adını hatırlayamadım şimdi. Bilgisayarda efekt eklediğim için değil, kendisi çok güzel olduğu için bu kadar şahane gözükmekte (:

Bu aralar hep yumuşak tınılı, ne beni ne de kulağımı yormayacak şeyler dinliyorum. Dinlediklerimden bir demet de sizin için hazırladım.
  1. Bosphorus - Brazaville
  2. Pretty Face - Soley
  3. Elephant Gun - Beirut
  4. Take Me Somewhere Nice - Mogwai
  5. Alone in Kyoto - Air
  6. Daughter - Youth
  7. Sail - Awolnation
  8. French Navy - Camera Obscura
  9. In the Sun - She & Him
  10. I Could've Been Your Girl - She & Him
  11. Cornerstone - Arctic Monkeys
  12. Lemonade - CocoRosie
  13. Cosmic Love - Florence and the Machine
  14. Silence - Lucia
  15. I Would Die For You - Matt Walters
  16. For You - Angus & Julia Stone
  17. I'll Never Forget You - Birdy
  18. The Dreamer - The Tallest Man on Earth
  19. Ghost of Love - Marie Fisker
  20. Wonderwall - Cat Power

17 Eylül 2013 Salı

Tıp ve Edebiyat bir araya gelirse


Blogu bir süredir takip edenler ciddi bir hastalık hastası olduğumu bilirler. Bu nedenle hastalık muhabbetinden, hastanelerden koşarak kaçarım. Kendi kendime teşhisler koyup ne kadar ömrüm kaldığını hesaplarım. Sonra geçer, bir sonraki panki sürecine kadar. Bu nedenle de tıbbi herhangi bir şey kulağıma çalındı mı pıtır pıtır kaçarım. Geçer zamanla demeyin, geçmiyor. Aklımda vardı bir süredir tıp ve edebiyatın beraberliğinden doğan kitaplara dair bir liste hazırlamak. Dediğim gibi, bu konuda pek bir şey okumadığımdan yardımıma şu Goodreads listesi koştu. Ben de arasından gözüme çarpanları seçtim. Bakın bakalım, blogdaki tüm listeler gibi bu liste de katkı ve yorumlarınıza açık.
  1. Karısını Şapka Sanan Adam - Oliver Sacks
  2. Guguk Kuşu - Ken Kesey
  3. Frankenstein - Mary Shelley
  4. Gözyaşı Kapısı - Abraham Verghese
  5. Kız Kardeşim İçin - Jodi Picoult
  6. Sırça Fanus - Sylvia Plath
  7. Beni Asla Bırakma - Kazuo Ishiguro
  8. Dr. Jekyll ve Mr. Hyde - Robert Louis Stevenson
  9. Kelebek ve Dalgıç Giysisi - Jean-Dominique Bauby
  10. Beyindeki Hayaletler ve İnsan Zihninin Gizemlerine Doğru - V.S. Ramachandran
  11. Uyanışlar - Oliver Sacks
  12. Koma - Robin Cook
  13. Kolera Günlerinde Aşk - Gabriel Garcia Marquez
  14. Dr. Moreau'nun Adası - H.G. Wells
  15. Doktor Jivago - Boris Pasternak
  16. Cumartesi - Ian McEwan
  17. Körlük - Jose Saramago
  18. Sarı Duvar Kağıdı - Charlotte Perkins Gilman
  19. Stiff: The Curious Lives of Human Cadavres - Mary Roach
  20. The Immortal Life of Henrietta Lacks - Rebecca Skloot

8 Eylül 2013 Pazar

Londra'nın En Güzel Kitapçıları, #1


Aslında ayrı bir yazıda haber vermeyi planlıyordum, kısmet bu yazıyaymış, yakın zamanda Londra yolcusuyum. Yani Ekim’den itibaren blogda sık sık bu şehre ait yazılar okuyacaksın. Umarım ilginizi çeker. Ben epey heyecanlı ve mutluyum, bakalım neler olacak.

Geçen akşam canım epey sıkıldı bomboş oturmaktan, erkek arkadaşımın tavsiyesiyle Londra’daki pek güzel kitapçıların bir listesini hazırladım. İnternette halihazırda yayınlanmış listelerden yardım aldım. Elbette 10 maddelik bir listeye sığmadılar, bu yazı Londra kitapçılarına dair hazırlayacağım listeler serisinin ilki olsun. 

Bizim planımız her haftasonu olmasa da sık sık listeden seçtiğimiz bir tanesine gitmek, bir şeyler okumak, dolanmak. Elbette gezdikçe her kitapçının ayrıntılı yazısını paylaşacağım blogda. Şimdilik isterseniz sizler de listeye bir göz atın bakalım, ilk hangisine gitmeli ki acaba?

1. Blackwell's: Charing Cross Road'da yer alan bu kitapçı bir çok listede ilk sırada yer alıyor. 1995 yılında açılmış ve ağırlıklı olarak akademik kitaplar bulunduruyor. Buraya sık sık uğrayacağımdan eminim.

2. Daunt Books: Marylebone High Street'de bulunan bu kitapçının diğerlerinden farkı ise kitapları alfabetik değil de ülkelere göre sıralaması. Sırf böylesine farklı bir kitap inceleme deneyimi için bile gidilesi bana kalırsa.

3.Foyles: 5 katlı bu kitapçı ise 1906'dan beri açık, Charing Cross Road'da. Londra'daki kitapçılar arasında en fazla kitap sayısına sahip olan Foyles. İçerisinde bir de Ray's Jazz Cafe adını taşıyan bir cafe var, işte orada kahvemi içerken bir şeyler okumak için epey sabırsızlanıyorum. Unutmadan, bir de sanat galerisi varmış.

4. Hatchards: Londra'ya gidip de bu kitapçıya uğramayanları epey kınıyorlar anladığım kadarıyla. 1797'den beri ayakta olan Hatchards tahmin edebileceğiniz üzere Londra'nın en eski kitapçısı. Dini kitap koleksiyonu ise epey ünlü.

5. Oxfam Bookshop: Oxfam İngiltere'de faaliyette olan epey köklü bir hayır kuruluşu. Bu kitapçıda ise ikinci el kitaplar arasından dilediğinizi seçebilir, ödediğiniz paranın hayırlara vesile olacağından emin olabilirsiniz. Unutmadan ekleyeyim, Oxfam Bookshop Avrupa'nın en büyük ikinci el kitap satan kitapçısı aynı zamanda.

6. Stanford's: Edward Stanford tarafından 1853 yılında Covent Garden yakınlarında açılan bu kitapçı ise gezi kitapları ve haritalar konusunda gidilecek ilk adres. Müşterileri arasında Florence Nightingale bile varmış zamanında.

7. Southbank Book Market: Kesinlikle gitmeyi aklıma koyduğum yerlerden biri de bu ikinci el kitap pazarı. Waterloo Köprüsü'nün altında her gün kurulan bu pazarda dilediğiniz kadar dolaşabilir, binlerce kitap arasından istediklerinizi göreceli olarak daha ucuz fiyata satın alabilirsiniz.

8. Waterstone's: İngilizlerin ünlü Piccadilly Caddesi'nde yer alan bu kitapçı ise Avrupa'nın en büyük kitapçısı, 8 katlı. Kitap raflarının toplam uzunluğu (eğer yanlış okumadıysam) 13 kilometreyi buluyor. İçerisinde bir bar, restoran, sanat galerisi ve hediyelik eşyaların satıldığı bir bölüm de var. Ünlü yazarların imza günlerine burada denk gelebilirsiniz.

9. Magma: Sanat kitaplarına meraklı olanların gideceği adres ise burası olmalı. Zor bulunan yayınlar, birbirinden ilginç hediyelik eşyalar Magma'da. Sırf graffiti üzerine bir bölümleri bile varmış. Yolunuz Earlham Caddesi'ne düşerse buraya uğramayı unutmayın.

10. Lutyens & Rubinstein: Ünlü Notting Hill (Aşk Engel Tanımaz) filmindeki kitapçı işte burası. Kensington Park Road'a gelirseniz mutlaka uğrayın. Geniş koleksiyonları ile ünlü, e tabi bir de filmde yer alışıyla.

Ben şu ve şu sitelere göz attım bu listeyi hazırlarken, dilleri İngilizce, kitapçıların fotoğraflarına da bakabilirsiniz.


26 Ağustos 2013 Pazartesi

2013 yazının en çok okunan kitapları


Ve yine, blogu takip edenler chick-lit diye tabir edilen, Türkçe tam karşılığının ne olduğunu tam bilemediğim türü pek takip etmediğimi biliyorlardır sanırım. Aslında denesem çok sevebilirim belki de, kim bilir. Her neyse, bugün yine Goodreads'de bu yaz acaba en çok neler okundu diye dolanırken buldum bu listeyi, yarısından fazlasını chick-lit kitapların oluşturduğu çok aşikar. Geri kalansa farklı türlerden romanlar, kısa öykülere pek rastlamadım. Zaten yaz okumalarından da çok ağır romanlar beklemiyordum açıkçası. Sahilde zorlayıcı okumalar yapmak yerine, o kitapları kışın kasvetli günlerine saklayabiliriz belki. Bu listede okumadığım çok fazla kitap var, kısmet önümüzdeki yaza ve evet yine bazılarının Türkçe çeviri adlarını bulamadım, eğer biliyorsanız yorum olarak bırakırsanız sevinirim.
İşte bu yaz en çok okunan kitaplardan bazıları.

  1. Yardımcı - Kathryn Stockett
  2. Açlık Oyunları - Suzanne Collins
  3. Kayıp Kız - Gillian Flynn
  4. Arıların Gizli Yaşamı - Sue Monk Kidd
  5. Filler İçin Su - Sara Gruen
  6. The Wednesday Daughters - Meg Waite Clayton
  7. Pi'nin Yaşamı - Yann Martel
  8. Saksı Olmanın Faydaları - Stephen Chbosky
  9. Edebiyat ve Patates Turtası Derneği - Mary Ann Shaffer
  10. Calling Me Home - Julie Kibler
  11. Under the Tuscan Sun - Frances Mayes
  12. Riverton Malikanesi - Kate Morton
  13. Sır Tutabilir Misin? - Sophie Kinsella
  14. Market Street - Anita Hughes
  15. Dadı Günlükleri - Emma McLaughlin
  16. Nerdesin Bernadette? - Maria Semple
  17. Paristeki Eş - Paula McLain
  18. The Lake House - Marci Nault
  19. Şeytan Marka Giyer - Lauren Weisberger
  20. Harry Potter ve Felsefe Taşı - J.K. Rowling
image

2013'ün en beğenilen fantastik serileri



Listelere ara vermiştim, tekrar geri döndüm. Listeleri herkes seviyor galiba. Umarım bu da hoşunuza gider.

Blogu takip edenler fantastik edebiyatı, özellikle uzun serileri ne kadar sevdiğimi biliyorlar sanırım. Daha önce birkaç liste de hazırladım diye hatırlıyorum bu türe dair. Goodreads’de dolanırken karşıma çıkan bu listeyi sizle paylaşayım istedim, güncel oluşu daha önce hazırladığım listelerden biraz daha farklı kılıyor sanırım bu seferkini. Epey kalabalık olan listenin en popüler ilk yirmisi var burada. Bakın bakalım, siz hangilerini biliyorsunuz, hangilerini okumayı düşünürsünüz. Bu arada, listede kitap adlarını değil, seri adlarını verdim, aman dikkat. Bir de her zamanki gibi, bazılarının Türkçe çeviri karşılıklarını bulamadım. Eğer bildikleriniz varsa yorum olarak eklerseniz çok sevinirim.
  1. Taht Oyunları – R.R. Martin
  2. Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi – J.R.R. Tolkien
  3. Narnia Günlükleri – C.S. Lewis
  4. Kral Katili Güncesi – Patrick Rothfuss
  5. Zaman Çarkı – Robert Jordan
  6. His Dark Materials – Philip Pullman
  7. Mistborn – Brandon Sanderson
  8. Inheritance – Christopher Paolini
  9. Sword Of Truth – Terry Goodkind
  10. Farseer Serisi – Robin Hobb
  11. Kara Kule Serisi – Stephen King
  12. Avalon – Marion Zimmer Bradley
  13. Yerdeniz Serisi – Ursula K. Le Guin
  14. Gedik Savaşları Efsanesi – Raymond E. Feist
  15. Abhorsen – Garth Nix
  16. Dragonriders of Pern – Anne McCaffrey
  17. Dragonlance – Margaret Weis
  18. Disk Dünya – Terry Pratchett
  19. Elric – Michael Moorcock
  20. Ölüm Kapısı Serisi – Margaret Weis

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Yakın zamanda blogda yer alacak filmler listesi


Bugün yakın zamanda izlemeyi planladığım ve blogda yazılarına yer vereceğim filmleri düzenledim, bir araya getirdim. Bulabildiklerimin Türkçe isimlerini de yazdım. Liste şöyle, bakın bakalım nasıl nasıl. Farklı farklı yönetmenlerden değişik türler seçmeye çalıştım.

Jojo in the Stars - Marc Craste
My Blueberry Nights (Benim Aşk Pastam) - Wong Kar Wai
Beauty and the Beast, Christmas Edition (Güzel ve Çirkin) - Walt Disney
My Neighbour Totoro (Komşum Totoro) - Hayao Miyazaki
Paprika - Satoshi Kon
Mermaid - Anna Melikyan
The Shining (Cinnet) - Stanley Kubrick
Hugo - Martin Scorsese
Princes and Princesses - Michel Ocelot
The Breakfast Club (Kahvaltı Kulübü) - John Hughes

1 Temmuz 2013 Pazartesi

Korkunç kitaplar listesi


Korku türünü hiç bilmem, aklımda hep bakmak, okumak vardır ama hep farklı sebeplerden ertelerim. Bu yaz dinlenmeye gerçekten ihtiyacım var. Okunacak kitaplar listesi ise şimdilik hiç yorucu olmayan, sürükleyici kitaplardan oluşuyor. Liste hızla uzayıp giderken, araya birkaç tane de korku/gerilim türünden bir şeyler eklemek istedim. Goodreads'de karşıma şu liste çıktı. Kendim için 3, blog listesi içinse 20 kitap seçtim. Bazıları henüz Türkçe'ye çevrilmemiş, yine de bir bakmanızı öneririm eğer İngilizce okuyabiliyorsanuz, bazılarının konuları gerçekten epey ilginç. 
Bakın bakalım bildikleriniz, okumayı istedikleriniz var mı.


  1. Medyum - Stephen King
  2. Dracula - Bram Stoker
  3. Hayvan Mezarlığı - Stephen King
  4. Şeytan - William Peter Blatty
  5. Cthulhu'nun Çağrısı - H.P. Lovecaft
  6. Amerikan Sapığı -Bret Easton Ellis
  7. Korkunun Bütün Sesleri - Ray Bradbury
  8. The Day of the Triffids - John Wyndham
  9. Omen - David Seltzer
  10. Kuzuların Sessizliği - Thomas Harris
  11. Heart-Shaped Box -Joe Hill
  12. Houdini Heart - Ki Longfellow
  13. Sapık - Robert Bloch
  14. Yürek Burgusu- Henry James
  15. We Have Always Lived in the Castle - Shirley Jackson
  16. Rebecca - Daphne du Maurier
  17. Ölümcül Tür - Guillermo del Toro
  18. Operadaki Hayalet - Gaston Leroux
  19. Hiçlikten Gelen Kız - Justin Cronin
  20. The Fog - James Herbert

10 Haziran 2013 Pazartesi

Okunası 'kalın' kitaplar


Kalın kitaplardan gözü korkanlardan mısınız? Korkmayın. Bazı şeyleri açıklaması uzun sürüyor olabilir. Yazar lafı uzatmayı seviyor olabilir. Korkup güzel şeylerden mahrum kalmayın. Benim sayfa sayısına bakmadan tekrar tekrar okuduklarım şöyle, listenin tamamı için şuradan:


  1. Rüzgar Gibi Geçti - Margaret Mitchell
  2. Sefiller - Victor Hugo
  3. Moby Dick - Herman Melville
  4. Monte Kristo Kontu - Alexandre Dumas
  5. Ulysses - James Joyce
  6. Anna Karenina - Leo Tolstoy
  7. Gülün Adı - Umberto Eco
  8. Jonathan Strange & Mr. Norrell - Susanna Clarke
  9. İlahi Komedya - Dante Alighieri
  10. Gülliver'in Gezileri - Jonathan Swift
  11. İlyada - Homer
  12. Altın Defter - Doris Lessing
  13. Ecinniler - Fyodor Dostoyevski
  14. The Magus - John Fowles
  15. Büyük Umutlar - Charles Dickens
  16. Savaş ve Barış - Leo Tolstoy
  17. Candide - Voltaire
  18. Geceyarısı Çocukları - Salman Rushdie
  19. Harry Potter serisi - J.K. Rowling
  20. Yüzüklerin Efendisi serisi - J.R.R. Tolkien

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Japon Edebiyatı'ndan okunası kitaplar

Goodreads benim gibi liste bağımlıları için adeta bir cennet. Bu da son dönem Japon Edebiyatı'ndan yakın dönemde okumayı planladıklarıma dair bir liste.
Listenin tam hali için şuradan.

  1. Battle Royal - Koushun Takami
  2. Out - Natsuo Kirino
  3. Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu - Haruki Murakami
  4. Mutfak - Banana Yoshimoto
  5. Kumların Kadını - Kobo Abe
  6. Murasaki Shikibu'nun Günlüğü - Murasaki Shikibu
  7. Dağın Sesi - Yasunari Kawabata
  8. Kişisel Bir Sorun - Kenzaburo Oe
  9. Housekeeper and the Professor - Yoko Ogana
  10. Snakes and Earrings - Hitomi Kanehara